Annem

Annem

Annelik

İnsan, yoktan var olma mucizesinin ibretlik öyküsüdür. Bir damla kandan meydana gelen, mucizenin adı İnsan. Ve bu yaradılış mucizesine tanıklık eden bir beden. Katkı sağlamasına izin verilen başka bir insan. Yaradılış mucizesinin baş karakteri. Adı Anne. Emanetini öyle güzel taşır ki anne, bu yük ona yük gelmez. Yüreğinde çiçekler açar. Bahar gelir bedenine. Sistem değişir. Hazırlık başlamıştır, baharın tomurcuklarına. Kah ağlama krizleri kah iştah artışları tanıyamadığı bir insan olur. Bazen şiddetli bulantılar gereksiz kaygılar yoklar kutsal emaneti taşıyan bu bedeni. Aldığı vazifenin idrakini sağlamak içindir, aslında bütün bu karışıklık gibi görünen değişiklikler. Farkındalığı sağlamak içindir. Artık bu beden normal davranamaz. Emanetini görmezden gelemez. Dikkat etmelidir. Adeta yüreği duygu yoğunluğuyla itile kakıla, dövüle dövüle terbiye edilir.

 

Ama anne yüreğindeki değişikliği , girdiği edep okulunu ancak içinde bir canlının hareket ettiğini hissettiğinde anlar. Ve artık etrafa bir başka bakar. Merhameti artar. Yufka yürekli olur. Fedakarlık desen alır bsşını gitmeye kalkar da yine onu tutan artık içinde kımıl kımıl eden minik yavrusudur.
Gelelim annelik mucizesini yaşatan, o olmasa analığın da olamayacağı yoktan var edilen insan yavrusuna. Bir damla kan ve bir damla suyun mükemmel bir varlığa dönüştüğü harika şey. İlk önce kalbi atmaya başlar. Allahım o ses. İkinci bir kalp var içinde. Hiç iki kalpli insan olur mu? Olur; o, işte anne. Zamanla o pıhtıdan kafa eller ayaklar dudak burun vs...Ve korknaya başlar yüreği canlandıkça . Aklı çalışmaya başladıkça. Büyüdükçe o güvenli ortamdan çıkacağını bilir. Ama gideceği yer neresidir , kimler vardır Ne yapacaktır? Korkularını bilir Yaradan. Ve ona der ki. Sakın korkma. Sen dünyaya geleceksin. Orada ben senin için bir melek yarattım. O senin her şeyinle ilgilenecek. İçi rahatlar biraz insan yavrusunun. Ama der ben onu nasıl bulacağım . Yaradan cevap verir. O seni bulacak. Peki ben ona ne diyeceğim. Anne....
Evet aslında bir melektir anneler. Kimi bilir bunun kıymetini kimi anlamaz ne olduğunu. Kanatsız birer melek...
Karşıkıksız sevginin tek timsali zaten karşılığı ödeneneyecek tek meslek annelik. Mesaisi sınırsız, tatili yok , bedeli ödenmez tek meslek. Yavrusunun kokusuna, saçının bir teline dünyaları yakabilecek yüreğin tek sahibi anneler.
Anneme sorardım küçükken. Anneliği nereden öğrendin diye. Böyle gülmeyi, sarılmayı, konuşmayı derdim. Yaz bunu nasıl yaptığını biz de öyle yapalım derdim.
Her annenin kitabı ayrıdır yavrum . Benim kitabım da sensin derdi. Sen öğrettin bana anneliği. Abin ablan öğretti. Der sarılır beni yine yüreklendirirdi. Şimdi anlıyorum ne
demek istediğini. İçine düştüğünde bu ateş anne olmaya başlıyorsun. Bu işin kitabı seni yetiştiren anne aslında. Gerisi hiksye. Ben ilk çocuğum olana kadar mucizenin kitabını bebeğimde bekledim. Ama asıl rehber annemmiş meğer. Annemin yaptığı her işi nasıl bizim için yaptığını gördüm.
Ben öyle anneler gördüm ki benim anneliğimin esamesi okunmaz. Yüreklerini ellerine alıp yavrularına veren. Gecesini gündüzüne katmış ifadesi bile yetersiz. Hayatını yavrusuna ya da yavrularına adamış , yüzünde bir ekşime olmayan her türlü sıkıntıya rağmen
Seni verene şükürler olsun diye evladının varlığına sevinen anneler. İşte toplumumuzda sevilen sayılan insanların anneleri onlar. Çünkü yük görmemiş evladını ne olursa olsun musibet saymamış ,, iyi ki varsın demiş onu duymasa da anlamasa da. Yılmamış vazgeçmemiş evladından. Kaç çocuğu olursa olsun ayırmamış birbirinden. İşler zorlaştıkça yüreği büyümüş, yüreği büyüdükçe ana olmuş . 

Ben de bu yolun zavallı, acemi bir yolcusuyum . Anneme minnettar bir evlat; çocuklarına adanmış bir ruhum.Bu dünyayı terketse de ruhu hep benimle olan Annemin ve onun nezdinde tüm annelerin gününü kutlarken katkılarından dolayı babalara da teşekkürü bir borç bilirim. Ne de olsa yoktan var olma mucizesi; bir damla kan, bir damla su....

12 Mayıs 2019
R.A.