Su Damlaları

Su Damlaları

Gözlerimi açtığımda karşımda duran akrabam ve beraberinde getirdiği büyük bir sessizlik vardı. O an sadece yüzünü inceledim, zorluyordu kendini birkaç kelime için saniyeler sonra anlamıştım kötü bir şey olduğunu. Bekliyordum. Sürekli aynı yere bakamıyor, fazlaca göz kırpıyor ve ağzını açıp kapatıyordu. En son gözüme bakıp bekledi, kaşlarımı kaldırıp söylemesi için baskı yaptım. Neredeyse duyulmayacak şekilde kaybettik dedi. Anlamam kısa sürmüştü belki peki ya kabullenmem? Benim ak saçlım, kestane gözlüm, üşüdüğümde koştuğum battaniyem, pazarları pideyle kapısını çaldığım, bir an önce uyusunda televizyon kumandasını alıyım diye beklediğim bir daha hiç uyanmayacak mıydı? Artık kim bana tavla oynarken bilerek yenilecekti yada kim matematik ödevlerime yardım edecekti? Kabullenmek istemesemde bu kaçınılmaz bir sondu. Bir sürü anı öznesiz kalmıştı artık. Yataktan kalktığımda banyoya yöneldim. Sanki sesi yankılanıyordu anneannemin, dedeme sitem ediyordu. Çünkü dedemin yüzünü yıkaması demek banyonun su basmasıyla aynı anlamdaydı. Bu günden sonra anneannem çok su sıçrattığı için dedeme kızamayacaktı. Yavaş yavaş musluğu açtım, suyu izledim. Suyun hayat ve her bir su damlasının da insan olduğunu düşündüm. Aynı bizde onlar gibi küçük izler bırakıp veda ediyorduk hayata. Bir bakımdan kayboluyorduk. İçimdeki sıkıntı artmaya devam ederken anneannem girdi içeri, hadi yazlığa gidelim dedeni en sevdiği yerde uğurlayalım dedi. Arabadan indiğim ve bahçeye ilk adımımı attığımda gözüme çarpan tek şey, dedemin güzel havalarda yemek yiyelim diye yaptığı çardaktı. Daha bir kere bile kahvaltı edemeden gitmesi canımı sıkıyordu. Köşede duran mangalı, bahçedeki sebzeleri, sulanması gereken çiçekleri ve ağaçları onu bekliyordu sanki. Ses çıkartmadan içeri girdim. Bir süre sonra dualar okunmaya, ilahiler söylenmeye, gözyaşları dökülmeye, sabırlar dilenmeye başlandı ve bitti. Artık baş başa kalmıştık. Duvarlarda duran anılarla, çerçeveler içine sığdırılmış mutluluklarla, koltuklara sinmiş kokularla… Hepsi birden üzerime gelirken, ağladığını duyuyordum içimde birinin hıçkırarak ve sessizce.