Yabancı Romanı Kitap Eleştirisi

Yabancı Romanı Kitap Eleştirisi

Albert Camus varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır; fakat Camus kendini herhangi bir akımın filozofu olarak görmediğinden, kendini bir "varoluşçu" ya da "absürdist" olarak tanımlamaz. 1957'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanarak,Rudyard Kipling'den sonra bu ödülü kazanan en genç yazar olmuştur. Ödülü aldıktan 3 yıl sonra bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir.

“Anneniz öldü. Cenazesi yarın kaldırılacak.

                                                     Saygılar.”

Meursault annesinin ölüm haberini almasıyla başlayan bu kitap annesinin ölümüne karşı hiçbir tepki vermeyen sanki onun değil de bizim annemiz ölmüş gibi umursamaz tavırları ve duygusuzluğu onu toplumdan yabancılaşmış kişi olarak görmemize sebep olur. Meursault annesinin cenazesine giderken annesinin ölümünden çok havanın sıcaklığı onu daha çok rahatsız etmiştir. Hayatım boyunca hiç bu kadar vurdumduymaz bir insan görmedim açıkçası. Hayatına karşı hep bu şekilde devam eden Meursault’nün kız arkadaşıyla olan bir konuşmasında da görebiliriz. “Marie yani Meursault’nün kız arkadaşı, ona evlenme teklifi ediyor ve Meursault o isterse evlenebileceklerini bunun bir önemi olmadığını söylüyor. Marie bu seferde onu sevip sevmediğini soruyor. Meursault onu sevmediğini bunun bir önemi olmadığını ve o isterse evlenebileceklerini söylüyor.” Umursamazlığın uç noktası olan Meursault karakteri toplumun kendine göre kalıplaştırdığı bireylerden yoksun kalmış olarak nitelendirildiği için toplum onu bir sınıfa alamamakta ve toplumdan yabancılaşmış kişi olarak görülmektedir. Bir gün Meursault sahildeyken hava çok sıcak olduğu için arabı öldürmüştür. Bu olay sonucunda tutuklanmış ve mahkemeye sevk edilmiştir. Mahkemede Meursault’nün yargıç tarafından yargılanmasının sebebi arabı öldürmesi değil, annesinin cenazesinde bir damla bile gözyaşı dökmemesi ve annesinin ölümüne karşı olan tepkisizliğinden dolayı yargılanmıştır. Aslında yargıç burada toplumdaki kişilerin nasıl olması gerektiğini savunan bizleri yani toplumu temsil etmektedir. Çünkü bizlerde böyle değil miyiz ne kadar duygusuz insan, annesi ölmüş onun umurunda bile değil ne kadar ayıp demiyor muyuz? Mahkeme sonucunda Meursault hapse atılır ve idam cezasına mahkum edilir. Bu süreçte sürekli onun yanına giden hapishane Papazı bu dünya ile öbür dünya arasında bir bağ olduğunu savunurken Meursault Tanrı’yı reddeder. Papaz hem Meursault ‘yü okura yansıtan bir düşünce hem de Meursault’nün doğru yolu bulmasını öğütleyen düşünceleri yansıtan fikir aynasıdır. Fakat Meursault bu öğütleri reddeder ve kendi haklı olduğunu iddia etmekte ve sonunda ölümü kabullenmiş kayıtsızca ölümü beklemektedir.