Yabancı Romanı Kitap Eleştirisi

Yabancı Romanı Kitap Eleştirisi

Varoluşçuluğun önemli temsilcilerinden olan Albert Camus , yoksul bir ailede dünyaya gelmiş, küçük yaşta babasını kaybetmiş ve temizlikçilik yapan annesinin çabalarıyla büyümüştür. Cezayir asıllı ünlü Fransız, kendini bu dünyaya hep biraz yabancı hissetmiş ama yine de yaşamak ve mutluluk için çabalamak gerektiğini söylemiştir. Varoluşçu olarak tanımlanmasına rağmen bunu hiçbir zaman kabul etmemiştir. Bunun sebebi ise belirli terimlerle anılmak istememesidir. 46 yaşına geldiğinde bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. Ölümünde şöyle ironik bir durum vardır ;Albert Camus daha önce trafik kazasında ölmeyi en absürt ölüm şekli olarak ifade etmiştir. Yazarın kısacık hayatından geriye çok önemli eserler kalmıştır. Örneğin; Tersi ve Yüzü, SisifosSöyleni, Veba, Düşüş, Başkaldıran İnsan, Yanlışlık, Adiller, Mutlu Ölüm, Sıkıyönetim ve Yabancı.

Albert Camus’a Nobel Edebiyat Ödülü kazandıran Yabancı isimli romanında Mersault ’un her şeye hatta kendisine bile yabancılaşması üzerine yoğunlaşmıştır.

Yabancı’yı şu şekilde daha ayrıntılı olarak inceleyebiliriz.

Roman başkahramanımız Mersault’un annesinin ölüm haberini almasıyla başlıyor. Mersault böyle bir durum karşısında oldukça soğukkanlı kalabiliyor. Bakım evinde kalan annesinin cenazesine giderken de düşündüğü tek şey uyku yakındığı tek şey ise havanın sıcaklığı oluyor. Annesine ulaştığında ise onu görmek istemiyor. Diğer gün annesi gömdükten hemen sonra yaşadığı yere Cezayir’e dönüyor. Döndüğünde hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Aynı sitede oturduğu Raymond ile arkadaşlık kurup aldatılan arkadaşının kıza bir ders vermesi yönünde akıl hocalığı yapıyor. Raymond sevgilisi ile kavga ettiğinde MersaultRaymond’ın tarafını tutuyor. Bir gün Raymond, Mersault, sevgilisi Marie ve arkadaşları Masson ile birlikte sahile inerler onları takip eden belalı araplar ile birkaç kez tartışmaya girerler. Fakat büyük bir olay olmaz bir süre sonra Mersault tek başına kumsala iner ve daha önce tartıştıkları bir Arap’ı görür. Buna rağmen kavurucu derecede sıcak olan kumsala uzanır. Arap ona bıçağını gösterse de temasta bulunmaz. MersaultMasson’un kendisini korumak için ona verdiği silahı çıkarır ve  adama tam beş el ateş ederek oracıkta öldürür. Bu olay sonrasında Mersault mahkeme karşısına çıkar. Mahkeme esnasında Mersault’u işlediği suçtan ziyade annesinin ölümüne verdiği tepkiyle yargılanır. Uzun zaman alan mahkeme sürecinden sonra Mersault idama mahkum edilir. İdam zamanını beklerken hapishane Papazı ile görüşmek istememesine rağmen Papaz konuşmak ister Papaza Tanrı’ya inanmadığını ve yaptığı her şeyde haklı olduğunu söyler. Bu süre içerisinde Mersault kendisiyle baş başa kaldığında çokça düşünmüştür. Uzun zamandır aklına gelmeyen annesini, Marie’yi , yaşadığı hayatı düşünmüştür. Ölüme yaklaştıkça kendine karşı sorumluluğu artsa da yapabileceği hiçbir şey olmadığı için bunu da umursamamıştır. Mersault’un “İnsan madem ki ölecektir, bunun nasıl ve ne zaman olacağının önemi yoktur.” Sözünü okuyunca belki de bu tepkisizliğinin haklın tarafları olduğunu düşünürüz. Mersault’un kitabın son kısımlarına doğu söylediği “Artık bana ait olmayan bir hayatın bütün hatıraları başıma üşüşüverdi.“ sözü onun değiştiğini önceki kadar umursamaz olmadığını göstermektedir. Fakat artık bir anlamı yoktur. Ne de olsa o hayat artık ona değil ölüme aittir.