Yazıcı Bartleby Kitap Eleştirisi

Yazıcı Bartleby Kitap Eleştirisi

Kitabımız silik ve düz bir karakter olan Yazıcı Bartleby’nin karışık ve etrafındakileri dehşete düşüren felsefesi üzerine yazılmış bir kitap. Karakterimiz oldukça saygıdeğer bir tavır sergiliyor. Bu saygıdeğer tavrı çaresiz derecedeki yalnızlığıyla harmanlanmakta. Bu yalnızlık sefil bir yalnızlık arkadaşsızlık. Gidecek yeri olmadığından –bize öyle hissettirildiğinden- koskoca bir iş hanında tek başına korkusuzca durmasından anlayabiliyoruz. Kitapta da bu yalnızlık çok güzel bir cümleyle özetlenmiş. ‘’ İnsan kaynarken gördüğü yerde bir ıssızlığın tek seyircisi.’’ Karakterimiz ilk geldiği günlerde çok nitelikli yazılar çıkarmaktaydı. Gece gündüz çalışan sessiz ve solgun bir makine gibi. Neşeli bir tarzı yok karakterimizin. Suratı sıska ve dingin, iri gözleri de donuk ve sakin. Gözlerinde hiçbir heyecan izi seçilmiyordu. Genellikle tavırlarında en ufak bir tedirginlik, öfke, sinir ya da küstahlık yoktu. Özellikle bu dingin hali diğer karakterimiz ve aynı zamanda anlatıcımız olan yaşlı avukatımızı çileden çıkarıyordu. Yazıcı Bartleby’nin halinde, tavrında öyle bir büyü vardı ki insanın elini kolunu bağlamakla kalmıyor, bir şekilde sana dokunuyordu. Ve sana ne yapacağını şaşırtıyordu. Yazarımızın burada bizlere pasif bir direnişi gösterdiğini ise şu cümle ile anlamış bulunuyoruz. ‘’ Hiçbir şey iyi niyetli bir insanı pasif direniş kadar sinir edemez.’’

 Kendinden emin bir karakteri var Bartleby’nin. Bu kadar asil bir sefalet Yazıcı Bartleby’den başka kimsede görülemez sanıyorum ki. ‘’ Umutluluk ışığa gider, onun için dünyanın şen olduğunu sanırız ama sefalet karanlıkta saklanır.’’

 Karakterimize yardım etmek  isteyen birçok kişi oldu. Özellikle de yaşlı avukat. Fakat acı çekmesine neden olan şey bedeninde değil ruhunda bulunduğundan yardım elleri hep öksüz kalıyordu. Ve ruhuna kimse erişemiyordu.

 Okuyan birçok kişi insani faaliyetlere, kurulu düzene karşı yapılmış bir direniş, pasif bir direniş olduğunu düşünüyor. Haksız da sayılmazlar. Açıkçası saygı çerçevesi içinde yapılmış bir eylemin ne faydası olabileceği konusunda endişeliydim. Ancak görüyorum ki bürodaki çalışanlar bile o kapitalist çarkın gereklerini kendi tercihleri ile reddetmeye başlıyor. Kendi özgürlüklerini bir şekilde toplumdaki yaşantılarında yaşamaya başlıyorlar. Ancak Bartleby çok daha farklı. Çünkü o kendi özgürlüğü için gerektiğinde ölebilen bir insan. Özgürlüğünü elinden alanların hayatında bir yer edinmeyi kendine haksızlık olarak gören bir insan. Saygıdeğer aynı zamanda eylemci, silik fakat etkileyici. Hepimizden çok daha farklı ve çok daha özgün olduğu aşikar. Burada üzülünecek kişinin Bartleby değil de hala çarkın içinde ‘’ Ben bireyim.’’ Diye bağırıp duran ama çarkın içinden bir türlü çıkamayan bizler olduğu gerçeği bu kitaptan çıkarılabilecek en acı mesajdır.