Yazıcı Bartleby Kitap Eleştirisi

Yazıcı Bartleby Kitap Eleştirisi

         Yazıcı Bartleby kitabının başkarakteri atmış giysiler içinde, avukatın gözünde saygı değer, acınası, devasız olan bir insan. Bartleby hep neşesiz, varlığı ve yokluğu arasında fark olmayan, sakin, büroda çalışmaya başladığı zamanlarda sürekli yazan bir çalışandı.

 

         Onu diğer insanlardan ayıran özelliği sükûnetini ve dinginliğini hiçbir durum karşısında bozmaması ve herhangi bir şeyi yapmamayı tercih etmemesidir. Büroda çalışan Cımbız bu eylemin geçici bir kibir olarak tanımlıyor. Bartleby sakinliğini o kadar iyi koruyor ki avukatı reddettikçe, Bartleby’i sinirlendirmek için kışkırtmaya çalışıyor. Sakinliğini bozmaması da onu avukat için değerli kılıyor.

 

         Avukat için Bartleby ne kadar tuhaf olursa olsun her şeyi kuralına göre yapan, güvenilir, kayıtsızlığıyla şaşırtıp onu evcilleştiren ve garipliklerine ayak uyduran, ona karşı koymasını zorlaştıran birisi.

 

        Bartleby, yapayalnızlığını örtmek için hiç ailesinden, nereli olduğundan bahsetmiyor. Fazla parası olmadığından ve çekmecesinde biriktirdiği paralar yüzünden sadece zencefilli çörekle besleniyor. Kantin, aşevi gibi yerlere gitmiyor. Diğer insanlar gibi çay, kahve tarzı şeyler içmiyor. Kendisi için ne bir yere gidiyor ne de yürüyüşe çıkıyor.  İş arası haklarını dahi kullanmayıp sadece bazı zamanlar penceresinden cansız tuğlalara bakıp düşüncelere dalıyordu.

 

        Araştırma yaptığım bir sitede; sakinlikle ve tekdüzelikle birine zarar vermeden muhatabının daha yüksek bir bilince ulaşmasını sağlıyor diyordu. Yüksek bilincin ne olduğunu araştırdığımda bir kimsenin huysuzlarını kötü niyetinden değil, geçmişte almış olduğu yaralardan olduğu yazıyordu. Bartleby’nin önceden sahipsiz mektuplar bürosunda çalıştığını düşünürsek bu cümleye hak veriyoruz.

 

        Bence Bartleby’nin yapmamayı tercih etmesi tamamen özgür olmasından. İşten atılmasına neden olacak bile olsa yapması gerekenleri yapmaması, hapishanede yemek yiyip aç kalmayabilecekken yememesi… Bir ailesi, sevdiği, kaybedecek bir şeyi olmadığından tamamen özgür olduğunu düşünüyorum. Peki, bu özgür iradesiyle kitabın sonlarına doğru ne yapmayı tercih etmişti?

 

        Yaşamamayı tercih etmek…

 

       Avukatında dediği gibi ’Bartleby varsayımların değil tercihlerin adamıydı.’